Fütûhât-ı Sûfiyye

➡️ Hakk’a ve Hakikate Yolculuk

Bu kanal, Şeyh Nâzım Kıbrısî Hazretleri’nin ve ehli sünnet hocalarımızın hikmet dolu sohbetlerinden kesitlerle sizlere rehberlik etmeyi amaçlıyor. Amacımız, paylaşımlarımızla mümin kardeşlerimizin gönlüne dokunmak, manevi yolculuklarında onlara bir ışık olabilmektir.

Sohbetlerimizle huzuru, hikmeti ve Allah’ın rızasını birlikte arayalım.

İçerik: namaz, dua, zikir, maneviyat, tarikat, nakşibendi, hakkani, şeyhnazımkıbrısi, şeyhmehmetadil, kuran, faziletlidualar, ehlisünnet, peygamber, cübbeliahmethoca, kadirmısıroğlu

İletişim: futuhatisufiyye@gmail.com

Instagram:
www.instagram.com/futuhatisufiyye


Fütûhât-ı Sûfiyye

“Kalbi teslim alsak, gönül Kâbe’sine durup iki rek‘at namaz kılsak, bütün kâinatı kendi kalbimizde bulup seyrederiz.”

https://youtu.be/hk9MR-mW4ek

Şeyh Muhammed Nazım el-hakkani Hazretleri

18 hours ago | [YT] | 641

Fütûhât-ı Sûfiyye

BU SIRRI MUTLAKA ÖĞRENİN

https://youtu.be/hk9MR-mW4ek

1 day ago | [YT] | 828

Fütûhât-ı Sûfiyye

“Bu milletin hizmetini Cenâb-ı Mevlâ zâyi etmemiştir. Bin sene boyunca orduları ve kuvvetleriyle İslâm’ın hizmetinde bulunmuş, İslâm şeriatını müdafaa için dimdik durmuştur. Bunun mükâfatı olarak Sancak-ı Şerîf, İslâmbol’da muhafaza ettirilmiştir. Ne Kâbe’de kalmıştır, ne Medine’de, ne de Şam’da; burada muhafaza altındadır. Hazret-i Mehdî Aleyhisselâm Şam’da zuhûr ettikten sonra, İslâmbol’dan Sancak-ı Şerîf’i alacaktır.”

Şeyh Muhammed Nâzım el-Hakkânî Kuddise Sirruhû Hazretleri

1 week ago | [YT] | 1,430

Fütûhât-ı Sûfiyye

DİKKAT! ÖNEMLİ AÇIKLAMA - MUTLAKA PAYLAŞALIM

https://youtu.be/--8fjcz23HA

1 week ago | [YT] | 570

Fütûhât-ı Sûfiyye

Hareket Başladı Biiznillah

2 weeks ago (edited) | [YT] | 1,280

Fütûhât-ı Sûfiyye

Bu dünyadan ahirete teşrif ettiğinde olan bir meseleyi de söyle diyerekten bana emir verdi, şimdi hazret burada. Söyleyelim.

Dünyadan gittiği vakitte doktoru çağırdılar. Bizim damadın (Şeyh Hişam Kabbanî) ağabeyini çağırdılar. Şeyh efendi hazretlerini muayeneye diyerekten de, gelsin baksın. Doktoru bir yarın saat sonra arayıp bulup gelmiş. Doktor hemen kalbini dinlemiş, nabzını tutmuş. Ne nabız var, ne kalbin atması, ne nefes var. Onunla beraber bir sun'i nefes aldırayım diyerekten çabalamaya başlamış. Şeyh Efendi hazretleri gözünü açmış. "Bırak" demiş ona. Doktor bir fırladı. "Bana başkası söylese" diyor. "Ben ona katiyyen inanmam. Bizzat bana Türkçe söyledi, "BIRAK" dedi" diyor. "Bırak, uğraşma."

Şeyh Efendi hazretlerinin haberi geldiğinde, ben senin dükkanda idim.(Gazi Magosadan Mehmet Eyüp Bey'e söylüyor.) O gün ben yetiştim. Lefkoşe'den öğleden sonra Beyrut'a, Beyrut'tan Şam'a yetiştik. Tam akşam namazında yetiştim. Ben tahmin ettim ki, kabristana götürüp defnettiler. Meğer Şeyh Efendi hazretleri razı olmadı. Biz orada bulunmadan defnedilmeye izin vermedi. Ben tam akşam namazı salına salına geldim. Baktım camii şerifin içerisinde. Millet etrafta dolu. Muhyiddin-i Arabi hazretlerinin camiinde kıldırmışlar cenaze namazını. Muhyiddin-i Arabi Hazretleri türbesinde bir ucu cenazenin, bir ucu
kendi mescidine çıkmış. Şam'da öyle cenaze görülmedi. Tabutu parmak üstünde gelirmiş. hem de uçarak. O camide, mihrab önünde hem de, ben yetiştim. "Ah Nâzım efendi" dedi bana. "Bu kadar vakittir burada durduruyorsun, gene bir parça hareket etmiyorsun." "Ya Seyyidi sizin
emirlen bu kadar hareket edebildim." "Bir daha namaz kıl" dedi bana. Orada namaz kıldırdılar, ama bize ait olan namaza tekrar bana emir verdi. Bir namaz kıldık orada, tekrar cenaze namazını. Ben indirdim kabri saadetine.

Ondan sonra o vazifeyi bitirip durduğumda orda bulunan ulemâ ve meşayihten bazıları dedi ki: "Yâ Şeyh Nâzım telkin et" dedi bana onlar. Ben dedimki: "Teeddüp ederim, şeyhimiz hazretlerine biz telkin edecek adam mıyız, bu ne demek?." Bir dua okuduk orada. Ben duayı bitirdim. Orada dururken. Bana Şeyh Abdullah DAĞISTANİ efendi hazretleri makamından sesleniyor: "Nazım Efendi" dedi. "Hepsi burdan dışarı çıksın, mescidden. Sen dur burda" dedi. "Hepsi dışarı gitsinler."

"Hepiniz çabuk dışarı, kapıyıda kapatın" dedim. "Beni burada yalnız bırakın şimdi." dedim. Kimse kalmadı hepsi mescidin dışarısına çıktı. Şeyh efendi hazretlerinin de torunu kapıyı kilitleyip tuttu. Bana o zaman dedi ki: "Yâ veledi sana benim öğretmiş olduğum telkin var. Hususi telkin var. O telkini burda oku" dedi. O emir üzerine orda telkin verdirdi bana. "Bunu bütün ihvanların hakkında, onların sorularında bu telkin kafi geldi", dedi. "Onların yükünü almak için, sana bunu ben emrettim " dedi. "Bu telkin ile onların telkinleri temam oldu" dedi.

Şimdi o anda oraya 7007 olan sadatun-Nakşibendiyyunların ruhanileri hazır oldu. Hepsi de Hazret Abdullah DAĞISTANİ ile beraber oradan alındı. Dünya ehlinin işi bitti orada. Bu 7007 kişi, Nakşibendilerin büyük meşayihleridir. Ebu Bekr es-Sıddıktan itibaren, bu zamana kadar gelen ve kıyamete kadar gelecek olanlar... Onlar aldılar Hazreti. Beni de beraber. Ben de onların arkasından gidiyorum. Öyle kıble tarafına yürü, yürü, yürü, yedi hatvede Medine-i Münevvere'nin Kubbet'ül Hadrası zahir oldu.

"Elfüsselatü elfüsselamü aleyke yâ Sultan-ül Enbiya.
Elfüsselatü elfüsselamü yâ Sultan-ül Evliya.
Elfüsselatü elfüsselamü yâ seyyidinel evveliyne velahiriyn.
Yâ seyyidi, yâ Rasulallah..."

Selatü selam vere vere bütün evliya oraya yetişti.

Peygamberi zişan, Ebu Bekr es-Sıddık bir tarafta. Hazret-i Ömer bir tarafta. Çehar-ı Yar-i güzin'ler hazır. O ehlül-Bâki, böyle karşı oldukları halde hazreti aldılar. Bize
dediler: "Destur size, dağılmaya..." diyerekten, hepsi dağıldığında; ben orda, bizim mescidde bulundum yine.
O zaman Peygamber teslim aldıktan sonra, orada kapıyı çaldım. "Git iftar et Nâzım efendi" dedi, Hazret. Ramazan ya o vakit. Çıkıp iftar ettim.

Bu sonuna ait onun kerametindendir. Bu da sizin itikadınıza kuvvet olsun için. Ne gibi bir zata tâbi olduğunuzu bilmek için, bunu bize söylettiler. Allah-u Zülcelal.
Daha ne gibi hakikatler vardır. İtikadınıza göre, size, kalbinize açılacaktır. Daha Sahibüz-Zaman geldiğinde; onun vazifesi bitmedi. Sahibüz-Zaman ile beraber göreceğiz, onun, biz asıl hakikatini...

Ve minellâhu tevfik.
Bi-hürmetil-fatiha.

2 weeks ago | [YT] | 446

Fütûhât-ı Sûfiyye

"Namaza devam ettiğin müddetçe anan baban râzı olur. Çünkü her gün amellerimiz Sidretü’l-Müntehâ’da anamıza, babamıza da gösterilir; atalarımız da ve ecdâdımız da seyreder. Senin sâhib-i secde olduğunu, namaz kıldığını gördükleri vakit, “Elhamdülillah ki geriye namaz kılan zürriyetimiz kaldı.” diye iftihar ederler. Senin kıldığın namazın bir misli sevâbı ananın babanın kabrine gider, onlar râzı olur."

2 weeks ago | [YT] | 1,286

Fütûhât-ı Sûfiyye

​"Evladım! Kendine kâmil bir mürşid bul. O senin kalbindeki manevi hastalıkları tedavi eden bir hekimdir. Mürşidi olmayanın, nefsini terbiye etmesi ve Rabbine ulaşması çok zordur; zira nefis kendi kendine teslim olmaz."

Abdülkādir Geylânî (k.s.)

3 weeks ago | [YT] | 978

Fütûhât-ı Sûfiyye

Bismillâhirrahmânirrahîm

Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû

3 weeks ago | [YT] | 895

Fütûhât-ı Sûfiyye

Bismillâhirrahmânirrahîm

Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû kıymetli kardeşlerim.

https://youtu.be/C87gyuv2Q5E - Mutlaka İzleyiniz



Bu paylaşmış olduğum sohbet, sıradan bir anlatım değil; Mi‘râc’ın derin mânâsına, Tahiyyât’ın sırrına ve selâmetin nerede aranması gerektiğine işaret eden çok mühim bir derstir.



Bugün insanların korku, fitne ve dağınıklık içinde yaşadığı bir zamanda, bu sohbet bizlere çok açık bir hakîkati hatırlatıyor: Selâmet, Allah’ın sâlih kullarıyla beraberliktedir. Bu bakımdan videoyu dikkatle dinlemenizi, sonuna kadar izlemenizi ve istifade edeceğini düşündüğünüz kardeşlerinize ulaştırmanızı bilhassa tavsiye ederim.



Bu sohbeti yalnız dinlemeyin; üzerinde tefekkür edin. Çünkü içerisinde, hem kalbe dokunan hem de istikamet veren çok büyük incelikler vardır.

Rabbim istifademizi ziyâde eylesin, kalplerimize feyz ve idrâk nasîb eylesin. Âmîn.

3 weeks ago | [YT] | 900