Kanalıma hoşgeldiniz. Ben Cahit Hoca matematik öğretmeniyim. Uzun yıllar dershanecilik yaptım.Tecrübelerimi gençlerle paylaşıyorum.
Bu kanalı, sınava yeniden hazırlanan ve bu süreçte en çok desteğe ihtiyaç duyan öğrenciler için açtım. Çünkü biliyorum ki mezuna kalmak bir başarısızlık değil, hayallerinden vazgeçmeyip kendine bir şans daha vermektir.
Ancak bu süreç bazen yalnız, yorucu ve motivasyonu korumanın zor olduğu bir yolculuğa dönüşebiliyor.
Ben bu yolculukta sadece bir öğretmeniniz değil, aynı zamanda sizin yol arkadaşınız ve mentörünüz olmak istiyorum.
Eğer siz de hayalleriniz için yeniden mücadele ediyorsanız, doğru yerdesiniz. Kanalımıza hoş geldiniz. Bu yolculukta artık yalnız değilsiniz.
Haydi, birlikte çalışalım, birlikte gelişelim ve birlikte başaralım!
BİLGİ PAYLAŞTIKÇA GÜZEL
Kanalıma abone olup, videoları beğenirseniz sevinirim.
Koçluk talepleri için iletişim: cahitkayaer72@gmail.com
Mezuna Kalanlar
YKS Hazırlıkta Mezun Senesinde Uyku Düzeni Nasıl Olmalı?
Mezun senesi, öğrencinin hem kendini yeniden toparladığı hem de sınava daha bilinçli hazırlandığı özel bir dönemdir. Bu yılın en büyük avantajı, artık neyle karşı karşıya olduğunu biliyor olmaktır. Ama bu avantajı kullanabilmek için sadece çok çalışmak yetmez; doğru yaşamak da gerekir.
Bu “doğru yaşama” meselesinin en önemli başlıklarından biri de uykudur.
Çünkü YKS hazırlıkta uyku, sadece dinlenmek anlamına gelmez. Uyku; öğrenilen bilgilerin zihne yerleştiği, beynin toparlandığı, dikkat ve motivasyonun yenilendiği bir süreçtir. Yani öğrenci uyurken bile aslında sınava hazırlanmaya devam eder.
## Mezun Senesinde Uyku Neden Daha Önemlidir?
Mezun öğrencilerin en sık yaptığı hatalardan biri şudur:
“Daha çok çalışırsam daha hızlı ilerlerim.”
Bu cümle ilk bakışta mantıklı görünür. Fakat işin içine uyku eksikliği girince durum değişir. Gece geç saatlere kadar çalışıp sabah yorgun kalkmak, bir süre sonra verimi düşürür. Öğrenci masanın başında daha uzun kalır ama öğrendiği şey azalır.
Uykusuzluk; dikkati, hafızayı, karar verme becerisini ve deneme performansını doğrudan etkiler. Özellikle mezun senesinde zaten psikolojik baskı yüksek olduğu için, düzensiz uyku bu baskıyı daha da artırabilir.
Bir öğrenci gün içinde çok çalışıyor ama sürekli dalgın, unutkan ve isteksiz hissediyorsa, sorun çoğu zaman çalışma isteksizliği değil; yorgun bir zihin olabilir.
## İdeal Uyku Düzeni Nasıl Olmalı?
YKS’ye hazırlanan mezun bir öğrenci için en sağlıklı yaklaşım, her gün benzer saatlerde yatıp benzer saatlerde kalkmaktır. Çünkü beyin düzeni sever. Bugün gece 2’de, yarın 12’de, ertesi gün 4’te yatmak; zihni sürekli şaşırtır.
Genel olarak hedef şu olmalı:
- Her gün 7-8 saat kaliteli uyku
- Mümkünse gece 23.00-00.00 arası uykuya geçiş
- Sabah çok geçe kalmadan güne başlama
- Hafta sonu bile düzeni tamamen bozmama
Burada önemli olan tek bir “mükemmel saat” bulmak değildir. Önemli olan sürdürülebilir bir düzen kurmaktır. Bazı öğrenciler sabah daha verimlidir, bazıları akşam daha rahat çalışır. Ama hangi grupta olursa olsun, uyku saati sürekli değişiyorsa verim düşer.
## Gece Çalışmak Her Zaman Verimli Değildir
Mezun senesinde gece çalışmak bazı öğrencilere cazip gelir. Ev sessizdir, telefon daha az çalar, herkes uyumuştur. Bu nedenle gece saatleri kısa vadede verimli gibi görünebilir.
Fakat gece çalışması, sabahı öldürüyorsa burada dikkatli olmak gerekir.
Örneğin öğrenci gece 03.00’e kadar çalışıp ertesi gün 11.00’de zor kalkıyorsa, günün ritmi bozulur. Kahvaltı gecikir, ilk çalışma geç başlar, akşam yine yetişmedi hissi oluşur ve döngü devam eder.
Bu yüzden gece çalışılacaksa bile sınır konulmalıdır. “Bir konu daha, bir test daha” derken uykudan çalmak, ertesi günün tamamından çalmak anlamına gelebilir.
## Uyumadan Önce Son 30 Dakika Çok Kıymetli
YKS öğrencisi için uykuya geçmeden önceki son yarım saat, beynin sakinleşme zamanıdır. Bu süreyi ağır soru çözümüyle, deneme analiziyle ya da ekran başında geçirmek uyku kalitesini düşürebilir.
Uyumadan önce şunlar yapılabilir:
- Kısa bir tekrar
- Ertesi günün planını yazmak
- Hafif bir okuma
- Telefonu uzaklaştırmak
- Zihni yormayan sakin bir rutin oluşturmak
Bu küçük alışkanlıklar, öğrencinin hem daha kolay uyumasını hem de sabah daha dinç uyanmasını sağlar.
## Sabah Rutini Mezun Öğrenciyi Güçlendirir
Mezun senesinde günün nasıl başladığı çok önemlidir. Sabah plansız, geç ve dağınık başlarsa günün geri kalanı da toparlanmakta zorlanır.
Bu yüzden öğrencinin sabah kendine basit bir düzen kurması gerekir. Örneğin:
Sabah kalkış, kahvaltı, kısa hazırlık ve ilk ders bloğu.
İlk çalışma bloğu çok ağır olmak zorunda değildir. Paragraf, problem, kısa tekrar veya önceki günün eksiklerine bakmak iyi bir başlangıç olabilir. Önemli olan güne “başladım” duygusuyla girmektir.
Mezun öğrencinin en büyük ihtiyacı motivasyon değil, ritimdir. Çünkü motivasyon her gün aynı olmaz. Ama düzen kurulursa, öğrenci düşük motivasyonlu günlerde bile masaya oturabilir.
## Öğle Uykusu Olmalı mı?
Bazı öğrenciler için kısa bir öğle uykusu faydalı olabilir. Fakat burada süre çok önemlidir. 20-30 dakikayı aşan uzun uykular, özellikle akşam uykuya dalmayı zorlaştırabilir.
Eğer öğrenci gün içinde çok yorgun düşüyorsa kısa bir dinlenme iyi gelebilir. Ama bu dinlenme “biraz uzanayım” deyip iki saate çıkıyorsa, gece düzeni bozulur.
Bu yüzden öğle uykusu kullanılacaksa kısa, kontrollü ve her gün aynı saatlere yakın olmalıdır.
## Uykusuz Çalışmak Fedakarlık Değil, Verim Kaybıdır
Sınav senesinde bazı öğrenciler uykudan kısmayı başarı gibi görür. “Dört saat uyudum, sabaha kadar çalıştım” cümlesi bazen bir emek göstergesi gibi anlatılır.
Oysa önemli olan ne kadar uykusuz kaldığın değil, ne kadar öğrendiğindir.
YKS uzun bir maratondur. Bu maratonda öğrenci kendini tüketerek değil, kendini yöneterek ilerler. Uykusunu, beslenmesini, tekrarını, denemesini ve moralini birlikte koruyabilen öğrenci daha sağlam yol alır.
Unutmayalım: Yorgun bir beyin, bildiği konuyu bile sınavda kullanmakta zorlanabilir.
## Mezun Senesinde Uyku İçin Pratik Öneriler
Öncelikle kendinize gerçekçi bir yatış ve kalkış saati belirleyin. Bir anda çok erken yatmaya çalışmak yerine düzeni yavaş yavaş oturtun.
Telefonu yatağın yanına koymamaya çalışın. Çünkü “son bir video” bazen bir saati götürebilir.
Akşam çok ağır konuları uykuya yakın saatlere bırakmayın. Zor konuları daha dinç olduğunuz saatlerde çalışmak daha verimli olur.
Deneme çözdüğünüz günlerde gece geç saatlere kadar yanlış analizi yapmaya çalışmayın. Zihin çok yorgunsa analiz ertesi sabaha daha sağlıklı kalabilir.
En önemlisi de uykuyu suçluluk duygusuyla değil, hazırlığın bir parçası olarak görün.
## Son Söz
Mezun senesinde başarı sadece daha çok soru çözmekle gelmez. Başarı; düzenli çalışmak, doğru analiz yapmak, zamanı iyi kullanmak ve zihni korumakla gelir.
Uyku da bu sürecin temel taşlarından biridir.
Kendinize şunu sık sık hatırlatın:
Ben uyurken zaman kaybetmiyorum. Beynim toparlanıyor, öğrendiklerim yerleşiyor ve yarın daha iyi çalışabilmek için güç topluyorum.
YKS’ye hazırlıkta güçlü olmak, bazen masada kalmak kadar, zamanında kalkıp uyumayı da bilmektir.
20 hours ago | [YT] | 9
View 0 replies
Mezuna Kalanlar
YKS''ye hazırlanırken günlük ortalama kaç saat uyuyorsunuz?
5 days ago | [YT] | 4
View 0 replies
Mezuna Kalanlar
BU AKŞAM 21:30 CANLI YAYIN KONUMUZ: UYKU DÜZENİ
5 days ago | [YT] | 6
View 0 replies
Mezuna Kalanlar
SON GÜN: YKS ek yerleştirme tercihleri bugün saat 23.59'da sona eriyor.
5 days ago | [YT] | 4
View 0 replies
Mezuna Kalanlar
1 week ago | [YT] | 7
View 0 replies
Mezuna Kalanlar
1 week ago | [YT] | 6
View 0 replies
Mezuna Kalanlar
Dinlenme dönemi sona erdi. Sonuçlar değerlendirildi, yapılan hatalar görüldü ve geçmiş yılın muhasebesi tamamlandı. Şimdi önümüzde temiz bir sayfa ve Eylül ayının taşıdığı güçlü bir başlangıç enerjisi var.
Bugünkü seviyeniz ne olursa olsun paniğe kapılmayın. Eksiklerinizi doğru belirler, gerçekçi bir plan yapar ve bu plana sabırla bağlı kalırsanız bulunduğunuz noktadan çok daha ileriye gidebilirsiniz. Çünkü bu süreçte belirleyici olan nereden başladığınız değil, nasıl devam ettiğinizdir.
Özellikle mezun öğrenciler için artık daha kontrollü, daha sakin ve büyük ölçüde ev merkezli bir çalışma dönemi başlıyor. Bugüne kadar masaya oturmayı yalnızca denediyseniz, şimdi o masada kalıcı bir düzen kurmanın zamanı geldi. Başarı, ara sıra gösterilen büyük çabalardan değil; her gün tekrar edilen ciddi ve istikrarlı çalışmalardan doğar.
Geçmiş yıllarda yapılan en büyük hatalardan biri, çalışma miktarından çok çalışma ritmiyle ilgiliydi. Bir gün on saat çalışıp ertesi gün hiçbir şey yapmamak, insana çalışıyormuş hissi verir; ancak gerçek bir gelişim sağlamaz. Beş saat çalışabiliyorsanız beş saat, iki saat çalışabiliyorsanız iki saat çalışın. Fakat bunu düzenli hâle getirin. Az da çalışsanız, öz de çalışsanız sürekliliği kaybetmeyin. Çünkü sınav hazırlığının sarsılmaz çekirdeği, her gün uygulanan rutinlerdir. Bu nedenle Eylül ayını yalnızca konu bitirme değil, sağlam bir çalışma düzeni kurma ayı olarak görmelisiniz.
Bu dönemde çevrenizi de dikkatle seçmelisiniz. Size inanmayan, sürekli umutsuzluk aşılayan, her başarısızlığı sisteme bağlayan ve enerjinizi tüketen insanlardan uzak durun. Elbette sınav sisteminin eleştirilecek yönleri olabilir; ancak bütün gücünüzü şikâyet etmeye harcarsanız kendi sorumluluğunuzu gözden kaçırırsınız.
YKS yolculuğunun başında herkes güzel hayaller kurar. İlk 10 bin, ilk 20 bin ya da iyi bir üniversite hedeflenir. Fakat asıl mesele hedefi söylemek değil, o hedefin gerektirdiği çalışmayı her gün yapabilmektir. İş masanın başına geçmeye geldiğinde hayaller hızla dağılabiliyor; ardından sistem, aile, dershane veya öğretmen suçlanmaya başlanıyor. Oysa sizi hedefinize taşıyacak olan şey, mazeretlerin gücü değil, kurduğunuz düzenin sağlamlığıdır.
Akademik hazırlıkta da aceleyle değil, doğru sırayla ilerlemelisiniz. Öğrencilerin en sık yaptığı hatalardan biri, “Vakit daralıyor” korkusuyla TYT matematiğin temelini tam olarak oturtmadan AYT’ye geçmektir. Temeli eksik bırakılan bir çalışma düzeni, ilerleyen aylarda sürekli geri dönmenize ve daha fazla zaman kaybetmenize neden olur. Seviyeniz ne olursa olsun konu anlatımlarını en az bir kez dikkatle dinleyin, temel kavramların mantığını öğrenin ve öğrendiklerinizi nitelikli sorularla pekiştirin.
Ayrıca hiçbir derse ya da konuya karşı önyargılı olma lüksünüz yok. “Sayısalcıyım, sosyal yapmasam da olur” veya “Sözelciyim, fenle uğraşmama gerek yok” düşüncesi TYT’nin yapısına aykırıdır. TYT, yalnızca bilgi düzeyinizi değil; farklı alanlar arasında geçiş yapabilme, zamanı yönetme, okuduğunu anlama ve baskı altında doğru karar verebilme becerinizi de ölçer. Bu nedenle her ders, toplam sıralamanızın önemli bir parçasıdır.
Özellikle bağlam temelli uzun sorular ciddi birer zaman tuzağına dönüşebilir. Bir soruda kontrolü kaybetmek, yalnızca o soruyu değil, sınavın kalan bölümünü de riske atar. Üstelik sınavı hazırlayan kurumun da hata yapabileceğini unutmamak gerekir. 2026 YKS’de bir edebiyat sorusunun iptal edilmesi, bir matematik sorusunun ise önce cevabının değiştirilip ardından iptal edilmesi bunun açık örnekleridir. Hatalı veya problemli olabilecek bir sorunun üzerinde dakikalarca inat etmek akademik başarı değil, stratejik bir hatadır.
Bu nedenle turlama tekniği sizin için basit bir seçenek değil, sınav anındaki en önemli güvenlik kalkanlarından biridir. Bir soruda bildiğiniz yolları denediniz ve sonuca ulaşamadınız mı? İşaret koyup yolunuza devam edin. Sizin dakikalarınızı harcadığınız o soru, sınavdan sonra “hatalı” denilerek iptal edilebilir. Emeğinizi ve zamanınızı korumak istiyorsanız hiçbir soruyla kişisel bir mücadeleye girmeyin. Sınavı kazanmak, bütün soruları çözmekten önce doğru soruyu doğru zamanda çözebilmektir.
2027 YKS yolculuğu yalnızca çok fazla test çözenlerin değil, ÖSYM’nin değişen soru anlayışını doğru okuyan, sağlam rutinler kuran ve sınav stratejisini geliştiren öğrencilerin başarısıyla sonuçlanacaktır. Müfredatın tamamen değişeceği 2028 öncesindeki bu son süreçte başarınızı şansa bırakmayın; planınıza, emeğinize ve stratejinize emanet edin.
Unutmayın: Başarıya götüren gizli bir yol veya sihirli bir formül yok. Doğru plan, sağlam bir temel, sürdürülebilir çalışma ve sınav anında soğukkanlı kalmak var. Bunları başarabilirseniz hayal ettiğiniz sıralama, yalnızca bir temenni olmaktan çıkar ve ulaşılabilir bir hedefe dönüşür.
1 week ago | [YT] | 7
View 0 replies
Mezuna Kalanlar
Bu akşam canlı yayın 22:00 de başlayacak Konumuz evde mi kütüphanede mi çalışalım.
1 week ago | [YT] | 4
View 0 replies
Mezuna Kalanlar
2 weeks ago | [YT] | 4
View 5 replies
Mezuna Kalanlar
Yapay Zeka Çağında Öğrenci Olmak: OECD Raporundan 5 Şaşırtıcı Gerçek
Giriş: Görünmeyen Bir Gücü Anlamak
Yapay zeka artık sadece bilgisayarlarımızda kullandığımız bir araç değil. Günlük hayatımızın içine sessizce yerleşen, bilgiyi nasıl aldığımızdan kimlerle iletişim kurduğumuza kadar birçok alanı etkileyen güçlü bir yapı haline geldi.
Bugünün gençleri bu teknolojinin içine doğmuş gibi görünse de, yapay zekanın nasıl çalıştığını, her zaman tarafsız olmadığını ve arka planda hangi kararları verdiğini gerçekten biliyorlar mı? İşte asıl soru burada başlıyor.
OECD ve Avrupa Birliği tarafından hazırlanan son raporlar, yapay zeka okuryazarlığının artık eğitimde temel bir mesele haline geldiğini gösteriyor. Bu çalışmalar, PISA 2029’da uygulanacak Medya ve Yapay Zeka Okuryazarlığı değerlendirmesinin de temelini oluşturuyor.
Bu yeni dönemde öğrencilerin, öğretmenlerin ve ailelerin dikkat etmesi gereken 5 önemli gerçek var.
1. Gerçek: Yapay Zeka Arkadaşınız Değildir
Gençler arasında yapay zekayı sadece bir program olarak değil, sohbet edilecek, dert anlatılacak, hatta duygusal bağ kurulacak bir “arkadaş” gibi görme eğilimi hızla artıyor.
Bazı araştırmalara göre gençlerin önemli bir bölümü yapay zeka sohbet araçlarını düzenli olarak kullanıyor. Ancak bir sistemin insana benzer cevaplar vermesi, onun gerçekten anladığı, hissettiği ya da iyi niyet taşıdığı anlamına gelmez.
Yapay zeka; bilinç, duygu, anlayış ve niyet sahibi değildir. Verileri kullanarak cevap üretir. Bu nedenle gerçek bir insan ilişkisi kurma becerisine sahip değildir.
Bu durum özellikle duygusal gelişimi devam eden gençler için ciddi riskler taşıyabilir. Yapay zeka ile kurulan sahte yakınlık; sosyal becerilerin zayıflamasına, kişisel bilgilerin dikkatsizce paylaşılmasına ve yanlış yönlendirmeler sonucunda psikolojik sorunlara yol açabilir.
Kısacası yapay zeka ile konuşmak mümkündür; ama ona gerçek bir dost, rehber ya da sırdaş gibi bağlanmak tehlikelidir.
2. Gerçek: Kullanmak Bilmek Anlamına Gelmez
Yapay zeka araçlarını kullanabiliyor olmak, yapay zekayı gerçekten anladığımız anlamına gelmez.
Bugün birçok öğrenci ödev hazırlamak, metin yazmak, görsel oluşturmak ya da fikir almak için bu araçlardan yararlanıyor. Ancak asıl mesele kullanmak değil; doğru kullanmak, sorgulamak ve sınırlarını bilmektir.
Gerçek yapay zeka okuryazarlığı üç temel beceri ister:
Birincisi, bu sistemlerin nasıl çalıştığını genel olarak anlamak.
İkincisi, verilen cevapları eleştirel gözle değerlendirmek.
Üçüncüsü, bu araçları ahlaki ve sorumlu biçimde kullanmak.
Raporda dikkat çekilen en önemli risklerden biri, öğrencilerin düşünme yükünü tamamen yapay zekaya bırakmasıdır. Öğrenci her soruda, her yazıda, her fikirde yapay zekaya yaslanırsa zamanla kendi akıl yürütme gücü zayıflayabilir.
Sabır, derin düşünme, araştırma yapma ve yanlışla uğraşma becerileri öğrenmenin temelidir. Yapay zeka bu becerileri destekliyorsa faydalıdır; onların yerine geçiyorsa sorun başlar.
Gerçek bir öğrenci, cevabı hemen alan değil; aldığı cevabı sorgulayan kişidir.
3. Gerçek: Yapay Zekanın Görünmeyen Çevre Bedeli Var
Bir sohbet robotuna yazılan basit bir soru bize çok kolay görünebilir. Ancak o cevabın üretilmesi için arka planda büyük bir işlem gücü gerekir.
Yapay zeka sistemleri dev veri merkezlerinde çalışır. Bu merkezler çok fazla elektrik tüketir, soğutma için ciddi miktarda su kullanır ve teknolojik donanımlar için nadir madenlere ihtiyaç duyar.
Yani yapay zeka sadece dijital bir mesele değildir; aynı zamanda çevresel bir meseledir.
Bu nedenle yapay zeka okuryazarlığı, çevre sorumluluğunu da içerir. Her soruda, her görselde, her çıktı isteğinde şu soruyu sormak gerekir:
“Bu işi yapay zeka kullanmadan da yapabilir miyim?”
Bu soru küçük görünebilir ama gelecekte daha bilinçli teknoloji kullanımı için çok önemlidir.
4. Gerçek: Öğretmenler Büyük Bir Baskıyla Karşı Karşıya
Toplum, öğretmenlerin yapay zekayı anlamasını, öğrencilerine anlatmasını ve eğitimde doğru şekilde kullanmasını bekliyor. Ancak birçok öğretmen bu konuda kendini yeterince hazır hissetmiyor.
Burada ciddi bir çelişki var. Bir yandan öğretmenlerden yeni teknolojilere hâkim olmaları isteniyor; diğer yandan onlara yeterli zaman, eğitim ve destek sunulmuyor.
Bu sorun sadece birkaç yazılım eğitimiyle çözülemez. Öğretmenlerin asıl ihtiyaç duyduğu şey, yapay zekanın öğrenmeyi ne zaman güçlendirdiğini, ne zaman zayıflattığını ayırt edebilmektir.
Çünkü eğitimde asıl belirleyici olan aracın hızı değil, öğretmenin rehberliğidir.
Yapay zeka bir öğrencinin öğrenmesini destekleyebilir. Ama onu tembelleştirebilir, yüzeysel bilgiye alıştırabilir veya düşünme becerisini zayıflatabilir. Bu ayrımı yapacak kişi öğretmendir.
Geleceğin eğitiminde öğretmenin rolü azalmaz; aksine daha da önemli hale gelir.
5. Gerçek: Öğrenciler Sadece Kullanıcı Değil, Yön Veren Kişiler Olmalı
Yapay zeka eğitiminde amaç, öğrencileri sadece araç kullanan kişiler haline getirmek değildir. Asıl hedef, onların bu teknolojiyi anlayan, sorgulayan ve doğru amaçlar için yönlendiren bireyler olmasıdır.
Bu süreç dört temel aşamada düşünülebilir:
Birinci aşama, yapay zekayı tanımaktır. Öğrenci bu teknolojinin günlük hayatta nerelerde karşısına çıktığını fark eder.
İkinci aşama, yapay zekayı bilinçli kullanmaktır. Öğrenci ondan yardım alır ama tüm işi ona bırakmaz.
Üçüncü aşama, süreci yönetmektir. Öğrenci hangi işi kendisinin yapacağını, hangi noktada yapay zekadan destek alacağını bilir.
Dördüncü aşama ise yapay zekayı daha iyi bir dünya için yönlendirmektir. Bu aşamada öğrenci sadece kullanıcı değil, sorumluluk sahibi bir birey olur.
Yapay zekayı doğru kullanmak; adalet, insan hakları, çevre ve toplumsal fayda gibi değerleri de düşünmeyi gerektirir.
Sonuç: Geleceği Kim Şekillendirecek?
Yapay zeka, insanın merakını, üretkenliğini, öğrenme isteğini ve sorumluluk duygusunu güçlendirdiği sürece değerlidir.
Ama insanı düşünmekten uzaklaştırıyor, sorgulamayı azaltıyor ve kolaycılığa alıştırıyorsa orada durup yeniden düşünmek gerekir.
Bugün asıl mesele yapay zekanın ne kadar hızlı geliştiği değildir. Asıl mesele, bizim bu gelişme karşısında nasıl bir insan, nasıl bir öğrenci ve nasıl bir toplum olmak istediğimizdir.
Sonunda kendimize şu soruyu sormalıyız:
Yapay zekayı zihinsel becerilerimizden vazgeçmek için mi kullanacağız, yoksa daha bilinçli, daha adil ve daha insani bir dünya kurmak için mi yönlendireceğiz?
2 weeks ago | [YT] | 2
View 0 replies
Load more