www.islamidirilis.com
www.gurselgurbuz.com


Tevhidi Dersler

#Demokrasisini Yunanistan🇬🇷laikliği Fransa🇫🇷 moda–sanat–kültür–yaşam programını #Batı’dan almış 🌍 Batılaşma köleliğini yaşıyor ⛓️ bağımsızlığını kaybetmiş, aşağılık kompleksine gömülmüş… Batının putlarına ibadet ediyor 🗿 sonra dönüp #Müslümana “neden Araplaştın?” diye soruyor.

1 month ago | [YT] | 13

Tevhidi Dersler

Tevhid Seri Dersleri Başlıyor.. TeleGram Sohbetine Katıl 💬: t.me/tevhidiogretileredavet

4 months ago | [YT] | 12

Tevhidi Dersler

TeleGram İletişim: 👉🏻t.me/tevhidiogretileredavet

4 months ago | [YT] | 16

Tevhidi Dersler

Mezheplere Bakış Açımız Nasıl Olmalı?

5 months ago | [YT] | 2

Tevhidi Dersler

İslami İlimlere Nereden Başlamakıyım?

📍İslami Diriliş Dergisi

Bir Müslüman’ın akide, ahlak ve ilim bakımından gelişmesi için selefî âlimlerin metodu esas alınarak üç aşamalı bir eğitim planından geçerek kendisini geliştirmesi gerekir.

📚 İlmin, Ahlakın ve Akîdenin İnşasında İlk Adım: Tevhidle Başlamak

Her Müslüman, imanını sağlam temeller üzerine bina etmeden ne ahlâkını güzelleştirebilir ne de ilmini bereketli kılabilir. Çünkü kalpteki inanç eğri ise, dilden çıkan sözler de, yapılan ibadetler de göğe ulaşmaz. Selef-i Sâlihîn’in yöntemi; ilme başlarken önce akîdeyi düzeltmek, sonra ibadeti öğretmek, ardından ahlâkı ve muameleyi inşa etmek olmuştur.

Zira akîde bozuksa, amel bâtıldır. Tevhid yerleşmemişse, ahlâk gösteriş olur. İlmiyle öğünmek, ancak takvasız âlimlerin felaketi olmuştur. Bu yüzden ilim, gönlü arındırmalı, dili doğrultmalı, davranışı güzelleştirmelidir.

İlim; hakikate ulaşmak, bâtılı reddetmek ve kulluğu dosdoğru yaşamak içindir. Ancak bu yol; sağlam bir akîde, sahih bir sünnet anlayışı ve ihlaslı bir kalple yürünür. İşte bu yolda ilerlemenin üç altın aşaması vardır:
🟢 Tevhid ve iman ilmiyle başla,
🟡 Fıkıh ve ahlâk ile derinleş,
🔴 Davet ve mücadele ile ilmini yaşa.

🌿 Selefî menhec, bu sıralamayı ters yüz edenlerin hezimetine nice asırlarda şahitlik etmiştir.
İlmiyle ihya olan kazanır, amel etmeden öğrenen ise helak olur.

🥇 1. Aşama: Temel Tevhid, İman ve Ahlak Eğitimi

📌 Başlangıç Seviyesi (Avam için)
Amaç: Doğru akide, şirkten sakınma, ibadet bilinci ve güzel ahlak kazanımı
• 📚 Kitaplar:
• Üç Esas – Muhammed b. Abdilvehhâb
• Tefsîr-i Fâtiha ve İhlâs – İbn Kesîr’den
• Küçük Günahlar ve Büyük Günahlar – Zehebî
• Riyâzü’s-Sâlihîn – Nevevî (ahlak bölümleriyle)
• 40 Hadis – Nevevî
• 👤 Âlimlerin Tavsiyesi:
• İbn Bâz, el-Elbânî, Useymîn: “İlme başlamak isteyen önce Tevhid’i öğrenmeli.”
• Selef uleması: “Akide bozuksa diğer ilim fayda vermez.”

🥈 2. Aşama: İlmî Derinlik ve Fıkhî Şuur

📌 Orta Seviye (Tahsile başlayanlar için)
Amaç: Sahih hadisle sabit ibadet bilgisi, şirk ve bidatlerden uzak durmak
• 📚 Kitaplar:
• Kitâbu’t-Tevhîd – Muhammed b. Abdilvehhâb
• Kavâidü’l-Erbaa – Muhammed b. Abdilvehhâb
• Usûlü’s-Selâse Şerhi – Useymîn
• Bulûğu’l-Merâm – İbn Hacer (fıkıh hadisleri)
• Fıkhu’s-Sunne – Seyyid Sâbiq (seçmeli)
• Menhecü’s-Selef – Useymîn veya Fevzan
• 👤 Âlimlerin Tavsiyesi:
• Useymîn: “Önce akide, sonra ibadet, sonra muamele…”
• Elbânî: “İlmî delile dayalı fıkıh sahibi ol, taklit etme!”

🥉 3. Aşama: Derin Akide ve Davet Eğitimi

📌 İleri Seviye (Talebeler ve davetçiler için)
Amaç: Bidatlere reddiye, sünnete sarılma, ilmiyle amel etme
• 📚 Kitaplar:
• Şerhu’l-Akîdeti’t-Tahâviyye – İbn Ebî’l-İzz
• A’lamu’s-Sunne el-Mensûra – Hafız Hakemî
• Fethu’l-Mecîd – Abdurrahman b. Hasen
• Medârîcu’s-Sâlikîn – İbn Kayyim
• Şerhu’s-Sunne – Berrabahî veya el-Lâlikâî
• 👤 Âlimlerin Tavsiyesi:
• İbn Teymiyye: “Tevhid ile ıslah başlar, sünnet ile tamamlanır.”
• İbn Kayyim: “İlimle amel etmeyen fitnededir.”


Bu sıralamaya göre önce akide ve tevhid, sonra fıkıh ve ahlak, sonra davet ve mücadele gelir. İlmi gelişim, amel ve takva ile beslenmedikçe yarım kalır.

5 months ago | [YT] | 12

Tevhidi Dersler

Seferi Namazın Hükmü Nedir?
Gürsel Gürbüz

Seferî namazı, yani yolculukta namazı kısaltmak, Kur’ân ve Sünnet’le sabit olan bir ruhsattır. İşte kısa ve öz açıklaması:
📜 Kur’an’dan Delil:

“Yeryüzünde sefere çıktığınızda kâfirlerin size zarar vermesinden korkarsanız namazı kısaltmanızda bir sakınca yoktur…”
(Nisâ, 4/101)

🔹 Buradaki “korku” şartı daha sonra Sünnet’le kaldırılmıştır. Yani korku olsun olmasın, yolculukta namaz kısaltılır.

🕋 Sünnet’ten Deliller:

✅ Peygamber Efendimiz ﷺ, seferde daima 4 rekatlı farzları 2 rekat olarak kılmıştır.

Abdullah b. Ömer (ra) şöyle demiştir:
“Resûlullah seferde namazı iki rekat kılardı, biz de onunla birlikte iki rekat kılardık.”
(Buhârî, “Taksîru’s-salât”, 1)

🔹 Seferde 4 rekâtlı farzlar 2 rekât kılınır. (Öğle, ikindi, yatsı)

🕌 Bu ruhsat değil, sünnettir! Peygamber kısaltmış, sahâbe de aynı yapmıştır.

🕌 Seferî Namaz – Dört Mezhebe Göre Mesafe ve Hüküm

1️⃣ Hanefî Mezhebi:
• Mesafe: Yaklaşık 90 km (3 günlük yol / 54 mil)
• Kalma süresi: 15 gün veya daha az ise seferî olunur.
• Namaz: 4 rekâtlı farzlar 2 rekât kılınır (Öğle, İkindi, Yatsı).
• Delil: Nisâ 4/101, Buhârî ve Müslim hadisleri.

“Resûlullah seferde namazı iki rekât kılardı.” (Buhârî)

2️⃣ Şâfiî Mezhebi:
• Mesafe: Yaklaşık 80-90 km
• Kalma süresi: 4 gün ve daha az ise seferî olunur.
• Namaz: Aynı şekilde 4 rekâtlı farzlar 2 rekât kılınır.
• Peygamberimizin Hudeybiye, Mekke fetihlerinde uygulamaları delil alınır.

3️⃣ Mâlikî Mezhebi:
• Mesafe: Yaklaşık 80-90 km
• Kalma süresi: 4 gün ve daha az
• Namaz: Seferde namazı kısaltmak ruhsat değil, bazı durumlarda azimettir (tercih edilen).
• Yani bazı durumlarda tam da kılınabilir, ancak sünnet olan kısaltmaktır.

4️⃣ Hanbelî Mezhebi:
• Mesafe: Yaklaşık 77-88 km
• Kalma süresi: 4 gün ve daha az
• Namaz: 4 rekâtlı farzlar 2 rekât kılınır.
• Peygamber’in tüm seferlerinde bu şekilde kılması esas alınır.

Özetle:

Mezhep Mesafe Kalış Süresi Farz Namaz (4 rekâtlı)
Hanefî 90 km 15 gün 2 rekât

Şâfiî 80-90 km 4 gün 2 rekât

Mâlikî 80-90 km 4 gün 2 rekât

Hanbelî 77-88 km 4 gün 2 rekât

📌 Tüm mezhepler, delil olarak Nisâ 101 ve sahih hadisleri esas alır.
📿 Peygamber (sav) seferde asla 4 rekât kılmamıştır, hep 2 rekât kılmıştır.
Tercih olan görüş Cumhur ulamanın görüşüdür.

5 months ago (edited) | [YT] | 8

Tevhidi Dersler

İlim Cahili İle Haber Cahili Nedir?
Gürsel Gürbüz

Ehli Sünnete göre “ilim cahili” ve “haberî cahili” kavramları, kişinin İslam’a karşı cehaletinin türünü ve dolayısıyla sorumluluk derecesini belirlemede çok önemli bir yere sahiptir. Bu iki kavram, özellikle kişinin İslam’la tanışıp tanışmadığı, hakikatin ona ulaşıp ulaşmadığı bağlamında değerlendirilir. Selefî ulema bu konuda Kur’an, sahih sünnet, ve sahabe anlayışı temelinde net ölçüler ortaya koymuştur.

🔍 1. “İlim Cahili” Nedir?

➤ İlim cahili, İslam kendisine ulaşmış, doğru kaynaklar elinde mevcut olmuş, ama bu bilgilere gereken şekilde vakıf olmayan kişidir. Yani ona İslam ulaşmış ama ya ihmal etmiş ya da öğrenmeye çaba göstermemiştir.

➤ Ehli Sünnetin Görüşü:
• Bu kişi için hüccet (delil) ikame edilmiştir.
• İlimle emrolunduğu halde öğrenmemiştir.
• Dolayısıyla sorumludur.
Tekfir edilmeyi hak eder.
📌 Delil:
“Kim doğru yoldan sapmışsa, ancak kendi aleyhinedir. Doğru yola giren kimse de ancak kendi faydasınadır…”
(Sure: Zümer, 39/41)
İbn Teymiyye:
“İlim ehline ulaşan, delil sunulan kimse hüccetin ikame edilmesiyle sorumludur. Ona ulaşan hakka rağmen bilerek karşı koymuşsa, bu bir mazeret değildir.”
(el-Fetâvâ’l-Kübrâ, 3/276)

🔍 2. “Haberî Cahili” Nedir?
➤ Haberî cahili, İslam’ın hakikatlerinden, Kur’an’dan, peygamberden ve hak dinin çağrısından haberi olmayan, ya da ona ulaşan şeyin bozulmuş, yanlış bir bilgi olduğu kişidir. Ona hak İslam ulaşmamıştır ya da ulaştığı bilgi tahrif edilmiştir.
➤ Ehli Sünnet;
• Bu kişiye henüz hüccet ikame edilmemiştir.
• Onun hakkında hüküm verilemez.
• Allah katında imtihan edilip edilmeyeceği, kıyamet günü ortaya çıkacaktır.
• Bu tür insanlar için bir takım mazeretler söz konusu olabilir.

📌 Delil:
“Biz bir peygamber göndermedikçe azap etmeyiz.” (Sure: İsrâ, 17/15)

İbn Kayyım el-Cevziyye şöyle der:
“İlahi hüccet kendisine ulaşmadan önce, cehalet üzere ölenin durumu Allah’a aittir. Onların durumu kıyamet günü açıklığa kavuşur. Bu, Allah’ın adaletindendir.”
(Tariqu’l-Hicreteyn, s.
414)

Dünya Ve Ahiret Açısından;
- İlim Cahili
İslam bilgisi Ulaşmış, ama öğrenmemiş
Hüccet durumu İkame edilmiştir
Günahkâr ya da müşrik olabilir
Sorumlu ve hesap verecek

- Haberî Cahili
Hiç ulaşmamış ya da yanlış ulaşmış
Henüz ikame edilmemiş
Allah’a havale edilir (dünyada mazur)
İmtihan edilir / Allah bilir
Mağdur olabilir; net hüküm verilmez

📝 Selefî Alimlerden Açıklamalar

🔹 İbn Teymiyye:
“Haber kendisine gelmeyen kişiye hüccet ikame edilmeden azap edilmez. Bu Allah’ın adaletindendir.”
(el-Fetâvâ, 3/229)

🔹 Şeyh Salih el-Fevzan:
“Bir kimseye İslam ulaşmamışsa, ona kâfir denilmez. Lakin İslam’ı duyup da yüz çeviren, öğrenmeyen sorumludur.”

⚖️ Sonuç ve Özet
Selefî metoda göre:
• İlim cahili: İslam kendisine ulaşmış; ihmali, tembelliği veya dünyaya dalması sebebiyle öğrenmemiştir. Sorumludur, mazur değildir.
• Haberî cahili: İslam’a dair sahih bilgi ona ulaşmamıştır. O bir imtihan insanıdır, azap edilmez, Allah’a havale edilir.

❗Not:
Bu ayrım özellikle tekfir, davet, ve tebliğ meselelerinde önemlidir. Her kâfir görülenin hemen tekfir edilmemesi, hüccet ve tebliğ meselesinin araştırılması gerektiği, selefî usulün temelidir.

5 months ago | [YT] | 9

Tevhidi Dersler

📍 Zulüm Suveyda’da Kan Kustu, Dünya Sessiz Kaldı…

Gürsel Gürbüz

Suriye’nin güneyindeki Suveyda bölgesinde, Dürzi çeteler insanlık dışı bir vahşete imza attı:
❗ Kadınlara tecavüz ettiler,
❗ Masum çocukları öldürdüler,
❗ İnsanların kafalarını kestiler,
❗ Malları yağmaladılar,
❗ Ve apaçık bir şekilde Müslümanları katlettiler.

Tüm bu barbarlık; videolarla, görüntülerle belgelenmişken, ne yazık ki dünya ve hatta bazı İslam ülkeleri üç maymunu oynadı:
🙈 Görmediler
🙉 Duymadılar
🙊 Konuşmadılar

Ama ne zaman ki bir Müslüman bir milim hata yaptı, hemen ortalık ayağa kalktı!
Manşetler atıldı, İslam karalandı, Müslümanlar topyekûn suçlandı!

🔍 Bu ne perhiz, bu ne çifte standart?!
Bu çağda adalet, sadece işlerine geldiği zaman konuşuluyor…
Ama biz biliyoruz ki:

📖 “Zulüm ile abad olanın sonu berbat olur.”
📖 “Mazlumun ahı, indirir şahı!”
📖 “Zulme rıza, zulümdür.”

💥 Ey zalimler! Unutmayın:
Allah geciktirir, ama asla ihmal etmez!
🔔 Her gözyaşının bir hesabı,
🔔 Her suskunluğun bir bedeli vardır!

🕊️ Biz susmayacağız!
Çünkü:
“Hakkı söylemekten korkan dilsiz şeytandır.” – (Hz. Muhammed ﷺ)

5 months ago | [YT] | 18

Tevhidi Dersler

PKK’nın Silah Bırakması- İslami Analiz
Gürsel Gürbüz

PKK, 1978’de Abdullah Öcalan öncülüğünde Marksist-Leninist bir ideolojiyle kuruldu. Dini, özellikle İslam’ı, halkı geri bırakan bir “afyon” olarak nitelendiren klasik sol düşüncenin etkisiyle hareket etti. Öcalan’ın görüşleri de uzun süre Stalinist bir hat üzerinde seyretti. Bu dönemde PKK;
• Kürt kimliği üzerinden hak arayışını öne çıkarsa da,
• Dini değerleri dışlayan, hatta düşmanlaştıran bir çizgideydi,
• İslami kimlikli Kürtlere baskı yaptı (camilerin yakılması, dindarların infazı vb.),
• “Kürt halkının özgürlüğü” söylemiyle aslında Batı tipi seküler bir Kürt toplumu inşa etmeye çalıştı.

📌 Buradaki İslamî bakış:
Kur’an, zalimlerle ittifakı, kâfir ideolojilere destek olmayı kesin olarak reddeder. “Zalimlere meyletmeyin, yoksa size de ateş dokunur…” (Hûd, 113). PKK’nın yürüttüğü sekülerleştirme operasyonu, hak arayışını Batı’nın seküler projelerine entegre etmiştir.

Atatürk ilke ve inkılapları da 1920’lerden itibaren Türk halkının İslami kimliğini dönüştürmeyi amaçladı:
• Halifelik kaldırıldı.
• Şeriat esaslı kanunlar lağvedildi, yerine Fransız-İsviçre hukuk sistemleri getirildi.
• Arapça ezan yasaklandı.
• Medreseler kapatıldı, İslami eğitim engellendi.
• Camiler kapatıldı ve dindarlar “irticacı” ilan edildi.

PKK da Kürtlere benzer bir seküler kimlik dayattı:
• Kürtlerin dinle bağını kopardı.
• “Kürt kimliği” bir ırk projesine dönüştürüldü.
• İslamcı Kürtler dışlandı, hatta öldürüldü.

📌 Hem Kemalizm hem PKK ideolojisi “tagut” sistemlerdir. Kur’an’ın tabiriyle (Bakara 256), iman eden kimse tagutu reddeder ve Allah’a yönelir. İkisi de halkı Allah’tan koparan sistemlerdir, bu da batıl üzerine bina edilen milliyetçilik türlerinin şirk yönünü gösterir.

Sonuç olarak hem Türkler hem de Kürtler;
• Seküler sistemlere entegre edildi,
• “Din” özel alana itildi,
• İslam’dan uzak, Batı normlarına göre şekillenmiş bireyler haline getirildi,
• Dindarlık marjinalleştirildi, laiklik yüceltildi.

Bu durum iki toplum arasında “din kardeşliği” bağının zayıflamasına ve düşmanlığa yol açtı. Asıl hedef de buydu: Müslüman Türk ile Müslüman Kürt’in arasını bozmak.

📌 İslami analiz:
Kur’an’da Müslümanlar “tek bir ümmet” olarak tanımlanır (Enbiyâ, 92). Kavmiyetçilik, İslam’ın ruhuna aykırıdır. “Sizden olmayanı dost edinmeyin, onlar sizin için fitnedir…” (Âl-i İmrân, 118). Batı’nın amacı bu fitneyi körüklemekti ve başarılı da oldu.

ABD ve Batı’nın Stratejik Rolü
ABD, bu süreçte hem PKK’yı hem de Türkiye’yi yönlendirdi:
• PKK’ya silah verdi, sonra “barış” dayattı.
• Türkiye’ye “PKK’yla barış” dedirtti.
• Suriye’de PYD/YPG eliyle Kürt devleti zemini hazırladı.
• PKK’yı bir “kontrollü düşman” gibi yönetti.

📌 İslami bakış:
İslam, kâfir güçlerle iş birliğini bir nevi münafıklık sayar (Nisâ, 138-139). Batı’nın yönettiği her çözüm süreci, aslında “İslam dışı bir çözüm”dür. Zira amacı İslamî bir çözüm üretmek değil, toplumu daha çok laikleştirmek ve ümmeti parçalamaktır.

Şu anda Suriye’nin kuzeyinde ABD ve Batı’nın desteklediği bir Kürt devleti kurulma hazırlığı var. Türkiye ise kamuoyuna “PKK’yı yok ettik” diyerek aslında bu sürece zımnen destek veriyor olabilir.
• PYD/YPG, PKK’nın Suriye koludur.
• PKK silah bırakırken Suriye’de yeni bir yapı kuruluyor.
• Bu yapı, laik-seküler, Batı’ya bağımlı bir “kukla devlet”tir.
• Türkiye ise bu yapıya itiraz etse bile sahada fiilen engel olamıyor.

📌 İslami bakış:
Laik bir Kürt devleti, İslam açısından bir çözüm değil, yeni bir sapma olur. Müslüman Kürtler, ümmetin bir parçasıdır; onların devlet ihtiyacı, ancak şeriat temelli bir sistemle meşruiyet kazanır. Batı’nın laikleştirdiği bir devlet “küfür düzenidir”.

İç Savaş Zemini ve Yeni Kaos Planı

Bir diğer ihtimal de şu: Batı, Kürt devleti kurulduktan sonra Türkiye içinde yeni bir iç savaş zemini oluşturabilir.
• PKK’nın siyasal uzantıları güçlenebilir (HDP/YSP vs.)
• Alevi-Sünni, Türk-Kürt ayrımı yeniden kaşınabilir,
• İslamcı kimlik “radikal” ilan edilerek bastırılabilir,
• Yeni anayasa ile laikliğin daha derinleştirilmesi sağlanabilir.

📌 İslami analiz:
Kur’an’da fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha kötüdür (Bakara, 191). Eğer bu süreç yeni bir iç savaş doğurursa, bu da “küfür projelerinin” son aşaması olur. Çünkü amaç sadece toprak değil, imanları yok etmek, İslamî bir ümmet tasavvurunu sonsuza dek silmektir.

İslami Yorum

Bu “barış süreci” denilen şey, aslında laik düzenin meşrulaştırılması, İslam’ın etkisizleştirilmesi ve toplumun seküler projelere teslim edilmesidir.

“Onlar sizi inkâra döndürmek isterler… Onlardan biri size galip gelseydi, hemen sizin dininizden dönmenizi isterdi.” (Nisâ, 89)

Bu ayet, bugünkü siyasi süreçlerin arka planını çok net özetliyor.

• Türkler Kemalizm ile, Kürtler PKK/apoizm ile layık düzene entegre edildi.
• ABD bu iki tarafı da kendi çıkarı için kullandı, sonra barıştırdı.
• Suriye’de laik Kürt devleti ile “İslamcı yapıların” önü kesilecek.
• Türkiye’de ise iç savaş zemini, kimlik çatışması ve anayasal değişikliklerle yeni bir “dinsiz toplum” hedefleniyor.
• Kazanan: Laiklik, sekülerizm ve küresel fitne.
• Kaybeden: İslam, iman, ümmet birliği ve Kur’an eksenli adalet düzeni.

Başta “Kürt halkının dili, kimliği, coğrafyası, adaleti” gibi bazı haklı talepler vardı. Ancak bu haklı talepler seküler ideolojilerle ve kâfir projeleriyle iç içe geçirilince;
• İslamsız bir “Kürt kimliği” inşa edildi.
• Adalet değil, ideolojik tahakküm hedeflendi.
• Kur’an’ın savunduğu haklar yerine, Batı’nın çizdiği sınırlar benimsendi.

📌
İslam’da bir hakkı savunmak için meşru yollarla, iman merkezli bir duruş gerekir. Allah rızası olmayan her dava, ne kadar haklı görünse de sonu zulme ve fitneye çıkar:

“Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (Maide, 45)

PKK’nın davası başta haklı talepler içeriyor görünse de, yol ve yöntem bâtıl olunca netice de bâtıl oldu. Çünkü İslam dışı bir ideolojiyle hak aranmaz, şirkle hak tesis edilmez.

İslam’ın yerine konulan “sivil dinler”

Bugün hem Türk hem Kürt toplumlarına dayatılan şey şudur:
• Türkler için: Kemalizm = sivil din
• Kürtler için: Apoizm = sivil din
• Evrensel model: Demokrasi, laiklik, sekülerizm = ortak ideolojik din
Bu sistemlerde:
• Tanrı = devlet
• Şeriat = anayasa
• Peygamber = lider/kahraman figürü (Atatürk, Öcalan vb.)
• Haram/helal = kanunlara göre belirlenir
• Kıble = Batı ve onun yaşam tarzı

📌
Bu yapı tam anlamıyla bir tâğut sistemidir. Kur’an bunları reddetmeden iman olmayacağını söyler (Bakara, 256). Bugün laikliğe iman eden bir “Müslümanlık” modeli dayatılıyor. Bu da aslında modern cahiliyedir.

PKK ve Kemalist sistemin bir diğer ortak noktası: İslam’a düşman yeni nesil yetiştirmek.
• Okullarda din nötralize ediliyor.
• Gençler seküler, feminist, LGBTQ duyarlılıklarla eğitiliyor.
• Cinsiyetsiz toplum projeleriyle aile yapısı çökertiliyor.
• Ateizm, deizm, nihilizm yaygınlaştırılıyor.
• Türk ve Kürt gençliği, ortak bir akılsızlık ve manevî boşluğa itiliyor.

📌 Kur’anî uyarı:

“Evlatlarınız ve mallarınız sizin için bir fitnedir…” (Teğâbün, 15)
“İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah’ın dışında putlar edinir…” (Bakara, 165)

Bugün Atatürk, Öcalan, demokrasi, Batı medeniyeti; hepsi birer modern put işlevi görüyor. Bu, gençleri Allah’tan koparan bir projedir.

Siyasi İslam’ın sistem içinde eritilmesi (AKP modeli)

Türkiye’de İslami kimlik, laik düzende bir “renk” gibi kullanılmaya başlandı:
• İslam, artık bir gönül işi veya vicdanî inanç haline getirildi.
• Siyasal sistemin merkezinde Allah değil anayasa var.
• İslami değerler demokrasiyle uyuşturulmaya çalışıldı.
• Bu da toplumda “seküler Müslümanlık” modeline yol açtı.

📌 İslamî bakış:
Kur’an, hükmün yalnızca Allah’a ait olduğunu söyler (Yusuf, 40). Bugünkü sistemde ise “Allah’tan rol çalan bir devlet” vardır. Bu da aslında küfür düzenidir. İslam ile demokrasi mezcedilemez.

Kürt ve Türk toplumunun önündeki asıl çözüm nedir?

Bütün bu fitne ve yozlaşma karşısında, çözüm ne PKK’dadır ne Kemalizm’dedir ne de Amerikan projelerindedir. Gerçek çözüm şudur:
• Kürt ve Türk halkı İslam kardeşliğini yeniden kurmalıdır.
• Aralarındaki her türlü etnik düşmanlık “ümmetçilik” ile yok edilmelidir.
• Laiklik, Kemalizm, sekülerizm açıkça reddedilmelidir.
• Kur’an merkezli bir hukuk ve siyaset düzeni talep edilmelidir.
• Cihad, adalet, emir bi’l-ma’ruf, şura, şeriat gibi kavramlar toplumun gündeminde yerini almalıdır.

📌 Kur’anî çözüm:

“Ancak müminler kardeştir. O halde kardeşlerinizin arasını düzeltin…” (Hucurat, 10)

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin. Ki Allah işlerinizi ıslah etsin.” (Ahzab, 70)

Bu sadece Türkiye’nin değil ümmetin meselesidir
• Mesele sadece PKK ya da Kemalizm değildir.
• Bu, ümmeti parçalama projesidir.
• Irak, Suriye, Filistin, Yemen, Libya, Sudan – hepsinde aynı plan yürürlüktedir.
• Amaç: İslam’ın yeniden siyasi ve toplumsal bir güç olmasını önlemek.

📌 Son söz:

“İslam garip olarak başladı, yine garip olarak dönecektir. Ne mutlu o gariplere!”
(Hz. Muhammed - sallallahu aleyhi ve sellem) [Müslim, İman 232]

6 months ago | [YT] | 13

Tevhidi Dersler

Sakalı Kesme Ve Bırakmanın Hükmü Nedir?
Gürsel Gürbüz
İslam’da sakal kesmenin hükmü ulema arasında ihtilaflı bir konudur. Ancak selef alimlerinin ve dört mezhep imamının görüşleri dikkate alındığında, sakal bırakmanın vacip (farz derecesine yakın bir zorunluluk) olduğu, sakalı tamamen kesmenin ise haram olduğunu delillendirmişlerdir.
Kur’an’da doğrudan “sakal bırakın” emri geçmese de, sakallı olmanın peygamber ahlâkı olduğu, dolaylı yolla anlaşılır.
📖 A’râf Suresi, 150. Ayet
‎وَأَخَذَ بِرَأْسِ أَخِيهِ يَجُرُّهُ إِلَيْهِ
“(Mûsâ), kardeşinin başını ve sakalını tutarak kendine çekti.”
📚 A’râf, 7/150
🔹 İşaret: Harun (a.s)’ın sakalı vardı. Peygamberler, fıtrata uygun olarak sakallıydı. Bu ayet, sakalın peygamberî bir özellik olduğunu gösterir.
✅ Buhârî ve Müslim’de geçen meşhur hadis:
‎خَالِفُوا الْمُشْرِكِينَ، أَحْفُوا الشَّوَارِبَ، وَأَعْفُوا اللِّحَى
“Müşriklere muhalefet edin; bıyıkları kısaltın, sakalları uzatın.”
📚 Buhârî, Libâs 63; Müslim, Tahâre 56
‎ • “أعفوا اللحى” = Sakalları uzatın. Arapça’da emir kipiyle gelmiştir. Emir sigası, fıkıhta genellikle vücûb (zorunluluk) ifade eder.
‎ • “خالفوا المشركين” = Müşriklere benzemeyin, onlara muhalefet edin. Bu da dini kimliğe önem verilmesi gerektiğini gösteri

‎جزوا الشوارب، وأرخوا اللحى، خالفوا المجوس
“Bıyıkları kısaltın, sakalları bırakın; Mecûsîlere muhalefet edin.” 📚 Sahih Müslim, 260

‎مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ
“Kim bir kavme benzerse, o da onlardandır.”
📚 Ebû Dâvûd, Libâs 4; Müsned, 2/50
🔹 Sakalı kesmek, gayrimüslimlere ve modernist akımlara benzemek sayıldığı zaman, bu hadis çok güçlü delil olur.

🔷 FIKIH MEZHEPLERİNE GÖRE HÜKÜMLER

🟩 Hanefî Mezhebi:
• Sakal bırakmak vaciptir, tamamen kesmek haramdır.
• Bir tutamdan fazla olan kısmı kesmek ise caizdir.
• Kaynak:
• İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, c.2, s.418
• El-Hidâye (Merginânî), c.4, s.351
‎“حلق اللحية لا يجوز” – Sakalı tıraş etmek caiz değildir.
(Reddü’l-Muhtâr)

🟩 Malikî Mezhebi:
• Sakalı kesmek haramdır, terk eden fâsık sayılır.
• Kaynak:
• İbn Hazm, el-Muhallâ, c.2, s.220
• İmam Mâlik’ten nakil: Mudavvana, c.2, s.325
‎“كان مالك يكره حلق اللحية، ويعده من المنكرات”
“İmam Malik, sakalı tıraş etmeyi hoş görmez, çirkin (münker) sayardı.”

🟩 Şafiî Mezhebi:
• Sakal bırakmak sünnettir, kesmek ise tenzihen mekruhtur.
• Kaynak: Nevevî, el-Mecmû‘, c.1, s.289
‎“السنة ترك اللحية على حالها”
“Sünnet olan sakalı kendi hâline bırakmaktır.”

🟩 Hanbelî Mezhebi:
• Sakal bırakmak vaciptir, kesmek haramdır.
• Kaynak:
• İbn Kudâme, el-Muğnî, c.1, s.65

‎“ولا يجوز حلق اللحية”
“Sakalı tıraş etmek caiz değildir.”

🔷 SELEF ÂLİMLERİNİN GÖRÜŞLERİ

✅ İbn Teymiyye (v.728 h):

‎“حلق اللحية محرم عند جماهير العلماء”
“Sakalı tıraş etmek, ulemanın çoğunluğuna göre haramdır.”
📚 el-Fetâwâ el-Kubrâ, c.4, s.375

✅ İbn Kayyım el-Cevziyye:

“Sakalı tıraş etmek, kadınlara benzeme ve bid’atçılara özenmedir.”
📚 Zâdü’l-Me‘âd, c.1, s.169

✅ İmam Nevevî (v.676 h):

“Sakalı tamamen kesmek, çirkin bir bid’attir.”
📚 el-Mecmû‘, c.1, s.289

🔷 İCMÂ (Görüş Birliği) VAR MI?

🔹 Sahabe döneminden itibaren, sakal bırakmak fıtrî bir sünnet olarak uygulanmıştır.
🔹 Tirmizî’nin rivayet ettiği bir hadis:

‎عشر من الفطرة: قص الشارب، وإعفاء اللحية…
“Fıtrattan olan on şey vardır: Bıyıkları kısaltmak, sakalı bırakmak…”
📚 Tirmizî, Edeb 14; Müslim, Tahâret 49

✅ Burada “fıtrî sünnet”, İslam’ın doğasına uygun olan ve değiştirilmemesi gereken uygulamalardır.
SONUÇ VE HÜKÜM

Mezhep / Âlim Sakal Bırakma Sakal Kesme

Hanefî Bırakma Vacip Kesme Haram
Malikî Bırakma Vacip Kesme Haram
Şafiî Bırakma Sünnet Kesme Mekruh
Hanbelî Bırakma Vacip Kesme Haram
İbn Teymiyye Bırakma Farz Kesme Haram
İbn Kayyım Bırakma Vacip Kesme Haram
Nevevî Bırakma Sünnet-i müekkede Kesme Çirkin bid’at

🔸 Günümüzde sakal bırakmak, sadece bir görünüm değil, Peygamber’in (s.a.v.) sünnetini yaşatma ve İslamî kimliği muhafaza etme iradesidir.

‎السُّنَّةُ سَفِينَةُ نُوحٍ، مَنْ رَكِبَهَا نَجَا، وَمَنْ تَخَلَّفَ عَنْهَا غَرِقَ
“Sünnet, Nuh’un gemisidir. Binen kurtulur, terk eden boğulur.”

6 months ago | [YT] | 17