Yeni kitabım çıktı: - Öğrendiğim 10 dilin tarihçesi; - İlginç özellikleri - Bu dilleri öğrenirken başıma gelen ilginç olaylar; - Her dile özel tüyolar BİR KAHVEDEN BİLE UCUZ FİYATIYLA KİTAPÇILARDA:
Ben bir müzisyen dil öğretmeniyim. Bu yüzden, telaffuzu çok önemsiyorum ve çok çalıştırıyorum. Bu konuda Türk öğrencilerimde gözlemlediğim çok çarpıcı iki nokta var:
1) Türkler KÖTÜ TELAFFUZDAN korkuyorlar. Birçok insanın yabancı dilde konuşmak istememesinin sebebi kötü telaffuz korkusu. Ama bununla bitmiyor. Keşke bitse. Öğrencimin çok kısa süre içinde telaffuzunu geliştirirdim. O da artık hiç çekinmeden konuşurdu. Ama işin bir de ikinci boyutu var:
2) Türkler İYİ TELAFFUZDAN da korkuyorlar. Yani telaffuzları gelişecek ve insanlar dalga geçecek, "Niye öyle artist artist konuşuyon!" falan diyecekler diye de çekiniyorlar.
Türkiye gibi, insanların durmadan birbiriyle uğraştığı, durmadan birbirlerini aşağıya çekmeye çalıştığı bu denli toksik bir toplumda doğup büyümeden, Türkiye'de yaşamanın nelerle mücadele etmek olduğunu bizzat deneyimlemeden Türklerin özelde telaffuz çalışmasına, genelde ise dil öğrenmeye gösterdikleri büyük direnci anlamak asla mümkün değil. Yıllardır söylediğim gibi:
Dil öğrenmek her şeyden önce psikolojik bir mücadele. Ama en çok da Türkler için. - Semih Uçar
Üretken insanlar için, kitap okurken not almak bir zorunluluk. Tamam ama alıntı biriktirmek ile not almak arasında dağlar kadar fark var ve bu ikisi genelde birbirine karıştırılıyor. Çoğunluk not aldığını düşünürken aslında sadece alıntı biriktiriyor.
1) Alıntı biriktirirken, ilkokulda yaptığınız gibi, bir yerde yazan bir metni başka bir yere geçiriyorsunuz, ki bunun üreten insana hiçbir getirisi yok (bunu sadece, yazma işinden haz duyuyorsanız, yazdığınız şeyden ziyade yazma eyleminin kendisi sizin için önemliyse yaparsınız).
2) Not alırken ise okuduğunuzu kendi cümlelerinizle damıtıp söze döküyorsunuz. Bu da, biraz önce bir kitapta okuduğunuz metnin doğrudan kanınıza karışmasını sağlıyor. Bu not, daha sonra, defterinizdeki sayısız notla birleşiyor ve bir yazıya veya bir kitaba dönüşüyor.
Alıntı biriktirmek statik, cansız bir eylem. Not almak ise içinde durmadan yeni fikirler filizlenen, durmadan yeni eserler üretilen bir düşünce fabrikasının ham madde kaynağı.
1) İngilizce bir filmi Türkçe altyazıyla izlemenizin İngilizce gelişiminize katkısı:
a) Kısa vadede %0; b) Uzun vadede, en az bir 500 film falan izledikten sonra %5. Yani bunun İngilizce öğrenmekle hiçbir ilgisi yok. Film izlemek istiyorsanız elbette izleyin ama bu şekilde dilinizi geliştirdiğinizi düşünmeyin. Bu şekilde 500 film izlemeye harcayacağınız emek alacağınız sonuca hiçbir şekilde değmez.
2) Herhangi bir dildeki filmi İngilizce altyazıyla izlemenizin İngilizce gelişiminize katkısı: %50.
Okuma becerinizi geliştirmek için gayet iyi bir yöntem. Örneğin Türkçe dizi veya film izlerken İngilizce altyazı açma alışkanlığı kazanırsanız hem film izleme keyfini yaşar hem de İngilizce okumuş olursunuz. Ayrıca bu, Türkçe belli tabirlerin İngilizce karşılığının (filmin beyninize yapacağı görsel etkiyle) doğrudan zihninize kazınmasını sağlayarak konuşmanızı da geliştirebilir. Fakat sadece bu da sizi konuşmaya başlatmaz veya konuşmanızı kısa vadede çok somut bir biçimde geliştirmez. Arada filmi durdurup filmdeki belli diyalogların İngilizcesini akıldan ve yüksek sesle söylerseniz konuşmanıza doğrudan katkısı olacaktır.
3) İngilizce bir filmi İngilizce altyazıyla izlemenizin İngilizce gelişiminize katkısı: %100.
Bu şekilde hem işitme hem de okuma çalışması yapmış oluyorsunuz. Dil öğrenirken yapabileceğiniz en iyi çalışmalardan biri bu. Fakat dil seviyeniz ne kadar düşükse izlediğiniz kesit o kadar kısa olsun. Örneğin başlangıç-başlangıç üstü bir seviyedeyseniz filmi baştan sona bu şekilde izlemeyin. Bu seviyelerde izlediğiniz kesit en fazla 30 saniye ila 5 dakika arası olsun. Ayrıca, en azından orta üstü seviyede falan değilseniz izlediğiniz filmin metnine ayrı olarak da mutlaka çalışın. Bu metne kitap okur gibi yaklaşın ve yazanları anlamlandırdıktan sonra ilgili kesiti defalarca izleyin.
4) Son olarak da geriye İngilizce bir filmi altyazısız izlemek kalıyor. Bunu yapıyorsanız zaten artık dil öğrenme aşamasını geçip dilde yaşama aşamasına gelmişsiniz demektir. Fakat konuşmanızı da geliştirmek istiyorsanız filmin belli kesitlerinde mutlaka gölgeleme vs. gibi çok basit teknikler uygulayın veya konuşurken işinize yarayacağını düşündüğünüz diyalogları not alıp günün belli saatlerinde akıldan söyleyerek sesinizi kaydedin. Çünkü sadece film izlemek de kısa vadede konuşmanızı geliştirmez. Fakat uzun vadede, izlerken konuşma çalışmaları yapmasanız da, bu şekilde yüzlerce film izledikten sonra elbette konuşmanız da zenginleşecektir. - Semih Uçar
Yapmayı sevmediğiniz bir işi yapmaya kendinizi 2 ila 5 dakika zorlarsanız o işi yapmaya çok büyük bir ihtimalle sonraki 15 ila 30 dakika da devam ediyormuşsunuz.
Düzenli olarak dil öğrenememe sebebiniz o ilk 2 dakikayı aşamamanız olabilir.
Dil Koçu Semih Uçar
Yeni kitabım çıktı:
- Öğrendiğim 10 dilin tarihçesi;
- İlginç özellikleri
- Bu dilleri öğrenirken başıma gelen
ilginç olaylar;
- Her dile özel tüyolar BİR KAHVEDEN BİLE UCUZ FİYATIYLA KİTAPÇILARDA:
www.kitapyurdu.com/kitap/10-dilde-devrialem-14-dil…
14 hours ago | [YT] | 4
View 2 replies
Dil Koçu Semih Uçar
Ben bir müzisyen dil öğretmeniyim. Bu yüzden, telaffuzu çok önemsiyorum ve çok çalıştırıyorum. Bu konuda Türk öğrencilerimde gözlemlediğim çok çarpıcı iki nokta var:
1) Türkler KÖTÜ TELAFFUZDAN korkuyorlar. Birçok insanın yabancı dilde konuşmak istememesinin sebebi kötü telaffuz korkusu. Ama bununla bitmiyor. Keşke bitse. Öğrencimin çok kısa süre içinde telaffuzunu geliştirirdim. O da artık hiç çekinmeden konuşurdu. Ama işin bir de ikinci boyutu var:
2) Türkler İYİ TELAFFUZDAN da korkuyorlar. Yani telaffuzları gelişecek ve insanlar dalga geçecek, "Niye öyle artist artist konuşuyon!" falan diyecekler diye de çekiniyorlar.
Türkiye gibi, insanların durmadan birbiriyle uğraştığı, durmadan birbirlerini aşağıya çekmeye çalıştığı bu denli toksik bir toplumda doğup büyümeden, Türkiye'de yaşamanın nelerle mücadele etmek olduğunu bizzat deneyimlemeden Türklerin özelde telaffuz çalışmasına, genelde ise dil öğrenmeye gösterdikleri büyük direnci anlamak asla mümkün değil. Yıllardır söylediğim gibi:
Dil öğrenmek her şeyden önce psikolojik bir mücadele. Ama en çok da Türkler için. - Semih Uçar
2 days ago | [YT] | 5
View 2 replies
Dil Koçu Semih Uçar
Yeni kitabım 10 DİLDE DEVRİÂLEM yakında kitapçılarda :)
1 week ago | [YT] | 18
View 0 replies
Dil Koçu Semih Uçar
Yeni dönem İngilizce ve Almanca derslerim başlıyor:
semihucar.net/ingilizcevealmancakursu
#reklam #ingilizceöğren #almancaöğren
1 month ago | [YT] | 1
View 0 replies
Dil Koçu Semih Uçar
Yeni dönem İngilizce ve Almanca derslerim 6 Nisan'da başlıyor. Bugünden itibaren katılabilirsiniz.
Ücrette yine bir değişiklik yapmadım. Her gün her şeyin zamlandığı ülkede 1 senedir aynı ücrette diretiyorum:
semihucar.net/ingilizcevealmancakursu
#reklam
2 months ago | [YT] | 3
View 3 replies
Dil Koçu Semih Uçar
Sizin için önemli, faydalı olan işi, canınız yapmayı istememesine rağmen irade gösterip yapıyorsanız disiplinlisiniz demektir.
O işi yapmak için artık irade göstermenize gerek kalmıyorsa o işte ustalaşma yolundasınız demektir.
Disiplinli kişinin nihai hedefi, hayatına olumlu katkı yapacak işi artık disipline ihtiyaç duymayacağı kadar sevmeyi öğrenmektir.
2 months ago | [YT] | 9
View 1 reply
Dil Koçu Semih Uçar
Üretken insanlar için, kitap okurken not almak bir zorunluluk. Tamam ama alıntı biriktirmek ile not almak arasında dağlar kadar fark var ve bu ikisi genelde birbirine karıştırılıyor. Çoğunluk not aldığını düşünürken aslında sadece alıntı biriktiriyor.
1) Alıntı biriktirirken, ilkokulda yaptığınız gibi, bir yerde yazan bir metni başka bir yere geçiriyorsunuz, ki bunun üreten insana hiçbir getirisi yok (bunu sadece, yazma işinden haz duyuyorsanız, yazdığınız şeyden ziyade yazma eyleminin kendisi sizin için önemliyse yaparsınız).
2) Not alırken ise okuduğunuzu kendi cümlelerinizle damıtıp söze döküyorsunuz. Bu da, biraz önce bir kitapta okuduğunuz metnin doğrudan kanınıza karışmasını sağlıyor. Bu not, daha sonra, defterinizdeki sayısız notla birleşiyor ve bir yazıya veya bir kitaba dönüşüyor.
Alıntı biriktirmek statik, cansız bir eylem. Not almak ise içinde durmadan yeni fikirler filizlenen, durmadan yeni eserler üretilen bir düşünce fabrikasının ham madde kaynağı.
Alıntı biriktirmeyin. Not alın. – Semih Uçar
2 months ago (edited) | [YT] | 6
View 0 replies
Dil Koçu Semih Uçar
O kadar iyi bir kitap okuyorum ki gece yarısı bırakmıştım okumayı. Pazar sabahı 6'da kalktım tekrar okumaya başlayabilmek için. Yıllar önce yazmıştım:
Bütün insani zevkleri işin içine katarak söylüyorum. İyi bir kitabın verdiği hazzı başka hiçbir şeyde yaşamadım.
4 months ago | [YT] | 5
View 0 replies
Dil Koçu Semih Uçar
Diyelim ki İngilizce öğreniyorsunuz.
1) İngilizce bir filmi Türkçe altyazıyla izlemenizin İngilizce gelişiminize katkısı:
a) Kısa vadede %0;
b) Uzun vadede, en az bir 500 film falan izledikten sonra %5.
Yani bunun İngilizce öğrenmekle hiçbir ilgisi yok. Film izlemek istiyorsanız elbette izleyin ama bu şekilde dilinizi geliştirdiğinizi düşünmeyin. Bu şekilde 500 film izlemeye harcayacağınız emek alacağınız sonuca hiçbir şekilde değmez.
2) Herhangi bir dildeki filmi İngilizce altyazıyla izlemenizin İngilizce gelişiminize katkısı: %50.
Okuma becerinizi geliştirmek için gayet iyi bir yöntem. Örneğin Türkçe dizi veya film izlerken İngilizce altyazı açma alışkanlığı kazanırsanız hem film izleme keyfini yaşar hem de İngilizce okumuş olursunuz. Ayrıca bu, Türkçe belli tabirlerin İngilizce karşılığının (filmin beyninize yapacağı görsel etkiyle) doğrudan zihninize kazınmasını sağlayarak konuşmanızı da geliştirebilir. Fakat sadece bu da sizi konuşmaya başlatmaz veya konuşmanızı kısa vadede çok somut bir biçimde geliştirmez. Arada filmi durdurup filmdeki belli diyalogların İngilizcesini akıldan ve yüksek sesle söylerseniz konuşmanıza doğrudan katkısı olacaktır.
3) İngilizce bir filmi İngilizce altyazıyla izlemenizin İngilizce gelişiminize katkısı: %100.
Bu şekilde hem işitme hem de okuma çalışması yapmış oluyorsunuz. Dil öğrenirken yapabileceğiniz en iyi çalışmalardan biri bu. Fakat dil seviyeniz ne kadar düşükse izlediğiniz kesit o kadar kısa olsun. Örneğin başlangıç-başlangıç üstü bir seviyedeyseniz filmi baştan sona bu şekilde izlemeyin. Bu seviyelerde izlediğiniz kesit en fazla 30 saniye ila 5 dakika arası olsun. Ayrıca, en azından orta üstü seviyede falan değilseniz izlediğiniz filmin metnine ayrı olarak da mutlaka çalışın. Bu metne kitap okur gibi yaklaşın ve yazanları anlamlandırdıktan sonra ilgili kesiti defalarca izleyin.
4) Son olarak da geriye İngilizce bir filmi altyazısız izlemek kalıyor. Bunu yapıyorsanız zaten artık dil öğrenme aşamasını geçip dilde yaşama aşamasına gelmişsiniz demektir. Fakat konuşmanızı da geliştirmek istiyorsanız filmin belli kesitlerinde mutlaka gölgeleme vs. gibi çok basit teknikler uygulayın veya konuşurken işinize yarayacağını düşündüğünüz diyalogları not alıp günün belli saatlerinde akıldan söyleyerek sesinizi kaydedin. Çünkü sadece film izlemek de kısa vadede konuşmanızı geliştirmez. Fakat uzun vadede, izlerken konuşma çalışmaları yapmasanız da, bu şekilde yüzlerce film izledikten sonra elbette konuşmanız da zenginleşecektir. - Semih Uçar
4 months ago | [YT] | 8
View 0 replies
Dil Koçu Semih Uçar
Bir araştırmaya denk geldim:
Yapmayı sevmediğiniz bir işi yapmaya kendinizi 2 ila 5 dakika zorlarsanız o işi yapmaya çok büyük bir ihtimalle sonraki 15 ila 30 dakika da devam ediyormuşsunuz.
Düzenli olarak dil öğrenememe sebebiniz o ilk 2 dakikayı aşamamanız olabilir.
4 months ago | [YT] | 6
View 1 reply
Load more